İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kazuo İshiguro – Beni Asla Bırakma

eçip gidenlere takılmak mahveder insanı. Halbuki yaşanmış her şey olması gerektiği içindi, bitti. İshiguro, “Belki de geçmişe bu kadar sık dönüp bakmamalı.” der. Hatıralar önemlidir sevgili okur fakat yaşamak daha mühim. Var olun.


Kazuo İshiguro – Beni Asla Bırakma

Çevirmen: Mine Haydaroğlu, Yapı Kredi Yayınları, s.222-224


Tuhaf gelebilir, ama Ruth’un kaldığı merkeze dönüş yolculuğumuzda, biraz önce olanlardan hiç söz etmedik. Bunun bir nedeni Ruth’un çok yorulmuş olmasıydı; yol kenarındaki son konuşma canını çıkarmış gibiydi. Ama bunun yanı sıra, sanırım ikimiz de bir gün için yeterince ciddi konuştuğumuzu düşünüyorduk ve tekrar konuşmaya girişirsek bir şeyler yanlış gitmeye başlayabilirdi. Eve dönüş yolunda Ruth’un neler hissettiğini bilmiyorum, ama ben, bütün o güçlü duygular yerine oturduğunda, gece olmaya başlayıp yoldaki bütün lambalar yandığında, kendimi fena hissetmiyordum. Sanki uzun zamandır sırtımda taşıdığım bir yükten kurtulmuştum, her şey düzelmemişti ama daha iyi bir yere açılan bir kapı aralanmıştı. Kendimi çok iyi hissediyordum demiyorum. Üçümüz arasında geçen her şey çok hassas geliyordu bana, oldukça gergindim, ama bu bütünüyle kötü bir gerginlik değildi.
Tommy’nin iyi göründüğünü belirtmek ve kaç kilo aldığını merak ettiğimizi söylemek haricinde, onun hakkında konuşmadık bile. Sonra yolculuğumuzun geri kalanını çoğunlukla yolu seyrederek, sessizlik içinde geçirdik.
Bu yolculuğun ne kadar büyük bir değişiklik yarattığını, ancak aradan birkaç gün geçtikten sonra anladım. Ruth’la aramdaki bütün o savunmacı ve şüpheci davranışlar uçup gitti, bir zamanlar birbirimiz için ne kadar önemli olduğumuzu hatırladık. Bu, yeni bir dönemin başlangıcıydı. Yaz geliyordu ve Ruth’un sağlığı fena değildi, akşamları ona bisküvi. ve Madensuyu getirdiğimde, pencerenin önünde yan yana oturur, damların üstünden güneşin batışını seyreder ve Hailsham, Kulübeler ya da aklımıza ne gelirse onun hakkında konuşurduk. Tabii şimdi Ruth’u düşündüğümde, artık yaşamıyor olması beni üzüyor, ama birlikte geçirdiğimiz dönem için şükran duyuyorum.
Yine de doğru dürüst konuşmadığımız bir konu vardı: O gün yolun kenarında bize söyledikleri. Sadece Ruth arada bir konuyu ima ederdi. Şöyle bir şey söylerdi örneğin:
“Tommy’nin bakıcılığını üstlenme konusunda biraz daha düşündün mü? Biliyorsun, istersen bunu ayarlayabilirsin.”
Sonunda bu fikir, benim Tommy’nin bakıcısı olmam düşüncesi, diğer her şeyin önüne geçti. Ona bu konuyu düşündüğümü ve benim bile böyle bir şeyi ayarlamamın o kadar kolay olmadığını söylerdim. Sonra genellikle konuyu kapatırdık. Ama Ruth’un bunu hep düşündüğünü biliyordum ve bu nedenle bir gün, onu gördüğüm son gün, artık konuşamıyor olsa bile, benden bunu yapmamı istediğini biliyorum.
İkinci organ bağışından üç gün sonra, sabahın erken saatlerinde, nihayet odasına girmeme izin verdiler. Odada tek başınaydı ve onun için yapılabilecek her şeyi yapmışlardı. Doktorların, koordinatörün, hemşirelerin hâl ve tavırlarından, başaramayacağını düşündükleri belli oluyordu. Hastane yatağında, loş ışıkta yatan Ruth’a bakar bakmaz, pek çok bağışçıda gördüğüm ve bildiğim ifadeyi onun yüzünde de okudum. Sanki kendi gözleriyle, bedeninde acıyan farklı farklı yerleri kontrol ediyordu; endişeli bir bakıcının ülkenin farklı yerlerindeki birkaç bağışçı arasında koşturup durması gibi. O sırada bilinci hâlâ kesinlikle yerindeydi, ama metal yatağının yanında dururken, ona ulaşmam imkânsızdı. Yine de bir sandalye çekip yanına oturdum ve elini iki elimin arasına alarak, bedeni acıyla kasılıp büzüldüğü zaman, elini sıktım.
İzin verdikleri sürece yanında oturdum, üç saat, belki daha fazla. Ama dediğim gibi, bütün o süre boyunca benden uzakta, kendi içindeydi. Sadece bir kere, acıdan bedenini hiç normal görünmeyen bir şekilde büzdüğünde -ona daha fazla ağrı kesici vermelerini istemek için hemşireleri çağırmak üzereydim-, sadece birkaç saniyeliğine -daha fazla değil- bana baktı ve kim olduğumu kesinlikle bildiğini anladım. Bağışçıların korkunç bir savaş verirken bazen ulaştıklan, her şeyin açık seçik göründüğü berraklık anlarından biriydi. Bana baktı ve konuşmamasına rağmen o bakışın ne anlama geldigini anladım. Bu nedenle ona: “Merak etme, bunu yapacağım Ruth. En kısa sürede Tommy’nin bakıcısı olacağım” dedim. Bunları mırıldanarak söyledim, çünkü beni duyamayacağını düşünüyordum, bağırarak söylesem bile. Ama umuyorum ki, bakışlarımızın birbirine kitlendiği o birkaç saniye içinde, ben nasıl onun ifadesini okuyabildiysem, o da benimkini okuyabilmiştir. Sonra o an geçti ve Ruth yine uzaklara gitti.Tabii ki hiçbir zaman emin olamayacağım, ama anladığını sanıyorum. Anlamadıysa bile, şimdi fark ediyorum ki, benim bir gün Tommy’nin bakıcısı olacağımı hep biliyordu, bende bile önce. Ve ikimizin, tıpkı o ün bize arabada söylediği gibi “deneyeceğimizi” de biliyordu.


Bu pasaj, Yapı Kredi Yayınları Beni Asla Bırakma kitabından alıntıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir